Haber Detayı
26 Kasım 2019 - Salı 15:54 Bu haber 2520 kez okundu
 
YUNANİSTAN'DAKİ GÜMÜŞHANE
Ulusal basında çıkan “Yunanistan'daki Gümüşhane” isimli haberi gururla okuduk.
GÜMÜŞHANE Haberi
YUNANİSTAN'DAKİ GÜMÜŞHANE

Ulusal basında çıkan “Yunanistan’daki Gümüşhane” isimli haberi gururla okuduk. Lozan Antlaşması’na göre yapılan mübadele nedeniyle Yunanistan’a göç eden Gümüşhaneli Rum hemşehrilerimizi, 95 yıl sonra Türkiye’den ilk defa ziyaret eden Gümüşhane Belediye Başkanımız ve beraberindeki heyeti tebrik ediyoruz. Gerçekleşen ziyaret sonrası, bunu haberleştirerek bizlerle paylaşan emeği geçen herkese sonsuz teşekkür ederiz. Biz de bu haberi Gölcük’te bulunan tüm hemşehrilerimizin okuması için katkıda bulunduk.

Bu yazımı özellikle Belediye Başkanımız Sayın Ercan Çimen’in okumasını gönülden arzu ediyorum. Yine bu yazımının Gümüşhane’de genç nesil tarafından ilgiyle okunacağı kanaatindeyim.

Gümüşhane’nin belki de hiçbir ilçesinde, hiçbir köyünde yaşanmamış bir olayı, bir yaşanmışlığı anlatmaya çalışacağım. Rumlarla Mescitli köyündeki atalarımızın dedelerimizin ortak bazı yaşamları olduğunu, çeşitli ilişkilerini, alışverişlerini dinlemişizdir. Bunlara girmeyeceğim. Nitekim köyümüz merkezinde bulunan 5 kiliseden dolayı “Beşkilise” ismini almıştır. 1957 yıllarından sonra köyümüzün ismi “Mescitli” olarak değişmiştir. Rumlarla 1965 yılların da başlamış olan ilişkimiz 1975 yıllarına kadar sürmüştür. Rumlarla olan ilişkinin bir görgü tanığı olarak gördüklerimi ve duyduklarımı sizlerle paylaşacağım.

Yıl 1965, tahminime göre ilkbahar... O zamanlar küçük olduğum için tam tarihi hatırlayamıyorum. O hafta köyümüzde bir hareketlilik bir kıpırdanma bir heyecan daha doğrusu bir hazırlık vardı. Bürokratlar gelir giderlerdi. Çünkü Rumlar gelecekti. Köyümüzün halkı hep bu olayı konuşuyordu.

Rumların köyümüze gelme olayında Gümüşhane Valilik Makamının ve Belediye Başkanlığının katkıları büyüktür. Bu muhteşem organizasyonda tüm çabalar ve planlar bu iki makam sayesinde gelişmiştir. O tarihte görev yapanları şükran ve minnetle anıyoruz.

Köyümüzde o hafta civar köylerden ve ilçelerden, Bayburt’tan Kelkit’ten, Şiran’dan atlar gelmeye başlar. Bu atların gelmesi yaklaşık 1 hafta sürer. Tabi atların sahipleri başlarındadır. Tahminime göre 300-400 at köyümüzde birikir. Bunların ihtiyaçları ve problemleri o tarihteki muhtar ihtiyar heyeti ve köylülerimiz tarafından karşılanmıştır.

Rumlar uçaklarla Trabzon’a inerlerdi ve Trabzon’da toplanırlardı. Trabzon’da herhalde birileri tarafından karşılanırlardı. Nitekim otobüslerle Gümüşhane’ye doğru hareket ederlerdi. Zigana dağında süren 4-5 saatlik yolculuğun ardından hatırladığım kadarıyla bir öğlen vakti köyümüzdeki eski yol üzerindeki kahvelerin önünde otobüslerden inerlerdi. O zaman belki çiçeklerle karşılama âdeti yoktu. Ama Devlet-i Erkan orada hazır durumdaydı. Bu noktada bazı bilgileri rahmetli Babam Fahri İnce’nin bizzat ağzından dinledim. Yunanistan’dan gelen yaklaşık 300 kişi kemençelerle davul-zurnayla karşılanarak tek tek hoşgeldin denmiştir. Köyümüzün mahalleleri olan Mandırı, Muzaras ve Aybolos’ta gençliği geçen Rumlar köyümüze yaşlanmış olarak dönmüşlerdir.

Birkaç saat atlara binme hazırlıkları ile geçmiştir. Her ata bir Rum misafir binmiş, yanında da atın sahibi. Bazılarının genç çocuklarının yürümeyi tercih ettiklerine şahit oldum. Boş atlara bavullar ve eşyalar yüklendikten sonra yürüyüş başlamıştır.

Köyümüzün ortasından geçen yola genelde ‘altınki yol’ derlerdi. Bu yol boyunca bu at konvoyunun bir ucu Mandırı’ya doğru ilerlerken bir ucunun hala köyün içinde olduğunu hep söylerlerdi. Köyün içinden geçerlerken davul zurnalar çalmaya devam ediyordu. Bütün köylü bayanlar erkekler çocuklar duvarların üzerinden atların geçişini izliyordu.

Rum misafirlerimiz ilk molayı Mandırı’da vermişler (Konvoyda olan köylülerimiz anlatırlardı). Mandırı’da mola veren Rumlar atlardan inince herkes bir tarafa koşmaya, yaşadıkları viran olmuş evlerini bulmaya çalışmışlar. Herkes yaşadığı evin yarı yarıya yıkılmış duvarlarını sarılarak, çığlıklar atarak, hüngür hüngür ağlayarak öpmeye başlamış. Mandırı’da bulunan kilisenin duvarlarına sarılarak kilisenin taşlarını öpücüklere boğmuşlar.

Rum misafirlerimizin ikinci durakları Muzaras olmuştur ve yine aynı manzara, aynı duygusal saatler… Sonrasında köyümüzün son mahallesi Aybolos’a gelinmiş ve burada da çok duygusal sahneler yaşanmıştır.

Bundan sonra Rumların bir akşam İmera’da konakladıkları ve ertesi gün o dağları aşarak Maçka Meryem Ana Manastırı’na ulaştıkları son anlatılanlardır. Rumlar bu şekilde bir organizasyonla köyümüzü üç defa ziyaret etmişlerdir.

Ben yaşadıklarımı, duyduklarımı, gönlümden geçenleri yazdım… Bir hatamız olduysa, affola…

Naçizane bir gayretle hazırlamış olduğum yazımın sonunda benim de isteğim; Türk-Yunan dostluğunun devam etmesi, kardeş şehir projesinin hayata geçirilmesi ve özellikle Belediye Başkanımız Sayın Ercan Çimen‘den ricam; mübadeleyle köyümüzden göç eden Rumların çocuklarına ve torunlarına ulaşması, köyümüze getirmesi, bizlerle tekrar buluşturmasıdır.

Saygılar sunuyorum efendim…

 

Gümüşhane Mescitli (Beşkilise) nüfusuna kayıtlı TURGAY İNCE

GÖLCÜK/KOCAEL

Kaynak: (GHE) - www.gumushaneekspres.com Editör: Nihat ZEYREK
Etiketler: YUNANİSTAN'DAKİ, GÜMÜŞHANE,
Yorumlar
Haber Yazılımı